Yüzde 50’ye varan indirimler gibi klasik sloganlarla tüm kullanıcılara eşit fırsatlar sunan ve herkesin aynı fiyattan oyun alabildiği bu standart sistem, görünüşe göre Sony cephesinde yavaş yavaş tarihe karışıyor.
Beklenen oyunları uygun fiyata kütüphanemize ekleme hayallerimiz, artık tamamen arka planda çalışan algoritmaların inisiyatifine kalmış durumda. PlayStation Store, uzun süredir kapalı kapılar ardında test ettiği tartışmalı “Dinamik Fiyatlandırma Sistemi”ni sessiz sedasız bir şekilde Türkiye’deki kullanıcıların da hayatına entegre etti.
Peki, nedir oyuncularda şaşkınlık yaratan bu dinamik fiyatlandırma sistemi? En basit tabiriyle; PlayStation Store’a girip bir oyunun mağaza sayfasına baktığınızda gördüğünüz fiyat ve indirim oranı, arkadaşınızın ekranında gördüğü rakamla aynı olmayabiliyor. Sony, kullanıcı davranışlarını, satın alma alışkanlıklarını, kütüphane geçmişini ve mağaza etkileşimlerini analiz ederek oyunların fiyatlarında kişiden kişiye değişen oldukça esnek bir fiyatlandırma politikası uygulamaya başladı.
Bu durum, Türkiye’deki bazı PlayStation sahiplerinin sosyal medyadaki paylaşımlarıyla somut bir şekilde gün yüzüne çıktı. Özellikle PlayStation’ın sevilen, renkli oyunlarından biri olan “Astro Bot” üzerinde yapılan son indirimler, sistemin nasıl işlediğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Şu anda Türkiye’deki bazı kullanıcılar bu oyunda yüzde 45 oranında devasa bir indirimle karşılaşırken, bir diğer kesim için bu oran yalnızca yüzde 25 seviyesinde kalıyor. Sosyal medyada paylaşılan ekran görüntüleri, mağazadaki fiyat etiketlerinin tamamen “bana özel” bir yapıya büründüğünü kanıtlıyor.

İşin aslına bakarsanız Sony, bu sistemi dünden bugüne bir anda oyun dünyasının hayatına sokmadı. Şirket, bu oldukça radikal ve şimdiden tepki çeken altyapıyı ilk olarak 2025 yılının Kasım ayında küresel çapta bazı hesaplar üzerinde test etmeye başlamıştı.
İlk etapta sadece şirketin kendi geliştirdiği birinci parti büyük oyunlarda denenen bu sistemin, artık Türkiye gibi farklı pazar dinamikleri olan bölgelerde de aktif olarak kullanılması, uygulamanın çok yakında kalıcı ve standart bir hale gelebileceğinin en büyük sinyali.
Buradaki en can alıcı ve merak edilen nokta ise arka plandaki sistemin neye göre karar verdiği. Sektörel olarak genel kanı, şirketlerin bu tarz esnek fiyat politikalarını, platformdan uzun süredir oyun satın almayan veya mağazaya pek uğramayan kullanıcıları cezbetmek, onları yeniden alışveriş yapmaya teşvik etmek için kullanacağı yönündedir. Ancak sahada karşılaştığımız tablo bunun tam tersini işaret ediyor.
Gelen verilere ve kullanıcı deneyimlerine göre Sony, yüksek indirim oranlarını sadece az oyun alanlara değil; mağazadan oldukça sık ve düzenli alışveriş yapan sadık müşterilerine de sunuyor. Yani şirketin bu adımı, “uyuyan müşteriyi uyandırma” çabasından çok, kime neden indirim uyguladığı tam olarak anlaşılamayan kapalı bir kutu gibi işliyor.
Tüm bu yenilikçi yapısına rağmen, dinamik fiyatlandırma doğal olarak devasa bir “adaletsizlik” tartışmasını da beraberinde getirmiş durumda. Aynı oyuna, aynı dijital platform üzerinden erişmek isteyen iki oyuncunun, sırf algoritma öyle uygun gördü diye farklı ücretler ödemesi oyuncu topluluğunda haklı bir tepki yarattı.
İndirim oranlarının kriterleri tam olarak açıklanmadığı ve sistemin şeffaflıktan uzak olduğu için, oyuncular dijital mağazalardaki fiyatların artık adil olup olmadığını sorgulamaya çoktan başladı bile. Gelecekte bu kişiselleştirilmiş fiyat sisteminin Steam, Epic Games veya Xbox gibi rakip platformlara sıçrayıp sıçramayacağını zaman gösterecek. Ancak şu an için PlayStation kullanıcılarının, yüksek fiyatlı bir oyunu satın almadan önce arkadaşlarının hesaplarındaki indirim oranlarına da bir göz atmasında büyük fayda var.





